Peyami Safa kimdir kısaca özet ?

Sarp

New member
Daha az çatışma mı?

Daha fazla adalet mi?

İnsanların birbirini gerçekten dinlediği bir toplum mu?

Yoksa herkesin bizim gibi düşündüğü ve dolayısıyla hiç tartışmadığımız bir dünya mı?

Son seçenek kulağa ilk başta harika geliyor. Fakat biraz düşününce korkutucu da olabilir. Çünkü herkes aynı düşündüğünde gelişim de tartışma da ortadan kalkabilir.

Safa'nın ütopya fikri bu nedenle sadece edebî bir hayal değildir. İnsanların kusursuz toplum arzusunu tartışmaya açar.

Matmazel Noraliya'nın Koltuğu ve Akıl ile İnanç Arasında Sıkışmak

1949 tarihli Matmazel Noraliya'nın Koltuğu, Safa'nın psikolojik ve metafizik meselelerle ilgisinin belirginleştiği eserlerden biridir. Roman, materyalist ve pozitivist açıklamalarla çözülemeyen deneyimler karşısında bocalayan Ferit'in yaşadığı düşünsel dönüşümü ele alır. İslam Ansiklopedisi

Burada Safa'nın yalnızca “fikir anlatan” bir yazar olmadığını görmek mümkün.

O, insanın zihnindeki çatışmayı romana dönüştürür.

Bir tarafta akıl var.

Diğer tarafta inanç.

Bir tarafta bilimsel açıklama arayışı var.

Diğer tarafta insanın anlam ihtiyacı.

Ve ortada bütün bunları çözmeye çalışan bir insan var.

Üstelik insan zihni, maalesef kullanım kılavuzuyla gelmiyor.

Cingöz Recai: Aynı Yazar, Başka Bir Dünya

Peyami Safa denince genellikle ağır psikolojik romanlar akla gelir. Fakat burada şaşırtıcı bir ayrıntı var: Safa, Server Bedi takma adıyla popüler eserler de kaleme aldı. Bunların en bilinenlerinden biri Cingöz Recai serisidir. Atatürk Ansiklopedisi

Bu ayrıntı Safa'nın yazarlık kapasitesini anlamak açısından oldukça önemli.

Bir tarafta insan psikolojisini, metafiziği ve Doğu-Batı çatışmasını tartışan romanlar yazıyor; diğer tarafta polisiye maceralar kaleme alıyor.

Yani bugünün diliyle söyleyecek olursak:

Peyami Safa'nın “tek türde oynayan” bir yazar olduğunu söylemek mümkün değil.

Bu çeşitlilik aynı zamanda okuyucuya da farklı kapılar açıyor. Ağır psikolojik romanlardan hoşlanan biri başka bir Safa bulabilirken polisiye seven biri bambaşka bir Safa'yla karşılaşabiliyor.

Peyami Safa Neden Hâlâ Okunuyor?

Bence bunun birkaç nedeni var.

İlk olarak insan psikolojisine odaklanması.

İkinci olarak modernleşme ve kültürel değişim sorunlarını işlemesi.

Üçüncü olarak insanın kendi içindeki çatışmaları önemsemesi.

Dördüncü olarak ise güçlü ve yoğun bir dil kullanması.

TDV İslâm Ansiklopedisi, Safa'nın çok geniş bir yazı faaliyeti yürüttüğünü ve farklı alanlarda çok sayıda eser verdiğini belirtir. Romanlarının yanında düşünce yazıları, hikâyeleri ve gazetecilik çalışmaları da onun üretkenliğini gösterir. İslam Ansiklopedisi+1

Ayrıca Atatürk Ansiklopedisi'nde Safa'nın biyografi, deneme, eleştiri, fıkra, hikâye ve roman gibi farklı türlerde yazdığı; dil, edebiyat, felsefe, psikoloji, siyaset, sosyoloji ve tıp gibi çeşitli alanlarla ilgilendiği vurgulanır. Atatürk Ansiklopedisi

Dolayısıyla onu sadece “Fatih-Harbiye'nin yazarı” diye tanımlamak biraz telefon rehberine ansiklopedi sığdırmaya çalışmak gibi olur.

Peyami Safa'nın Düşünce Dünyası ve Tartışmalı Yönleri

Peyami Safa yalnızca edebiyatçı değil, aynı zamanda yoğun biçimde fikir üreten bir yazardı. Milliyetçilik, modernleşme, Batılılaşma, sosyalizm, felsefe, din ve kültür gibi konularda yazılar yazdı.

Bu nedenle Safa'yı değerlendirirken yalnızca romanlarını değil, dönemin siyasi ve kültürel atmosferini de dikkate almak gerekir.

Nitekim hayatı boyunca farklı fikir çevreleriyle tartışmalar yaşadı. Özellikle gazeteciliği sırasında yaptığı polemikler, onun sert ve mücadeleci kalemini gösterir. Atatürk Ansiklopedisi+1

Burada önemli olan, bir yazarı tamamen “haklı” veya “haksız” ilan etmek yerine onun hangi tarihsel ortamda konuştuğunu anlamaktır.

Çünkü fikir tarihi biraz da budur.

Bir insanın ne söylediği kadar, hangi dönemde, hangi tartışmanın ortasında ve hangi deneyimlerden sonra söylediği de önemlidir.

Peyami Safa'nın Hayatından Çıkarılabilecek İlginç Ders

Peyami Safa'nın hayatına baktığımda bana en çarpıcı gelen şey, yaşadığı zorlukları yalnızca şikâyet konusu yapmaması.

Çocuk yaşta hastalık.

Ekonomik sıkıntılar.

Düzenli eğitim hayatının kesintiye uğraması.

Erken yaşta çalışma zorunluluğu.

Bütün bunlara rağmen yoğun bir öğrenme çabası.

Bu noktada Safa'nın hayatı romantik bir “yeterince istersen her şeyi başarırsın” hikâyesine indirgenmemeli. Çünkü herkesin koşulları aynı değil. Hastalık, ekonomik imkânsızlık ve sosyal şartlar gerçekten insanın önüne büyük engeller koyabilir.

Fakat onun hayatı başka bir şeyi gösteriyor:

Elimizde olmayan koşullar ile elimizde kalan imkânlar aynı şey değildir.

Safa'nın elinde belki ideal bir eğitim ortamı yoktu. Fakat merakı vardı.

Belki rahat bir çocukluk geçirmedi. Fakat okuma isteği vardı.

Belki hayat ona sürekli avantaj sağlamadı. Fakat yazmayı bir çıkış yolu hâline getirdi.

Bu açıdan Peyami Safa yalnızca edebiyat tarihinin bir ismi değil, aynı zamanda kendi kendini yetiştirme fikrinin de dikkat çekici örneklerinden biridir.

15 Haziran 1961: Bir Devrin Sonu

Peyami Safa, 15 Haziran 1961'de geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetti. Oğlu Merve'nin ölümünden birkaç ay sonra yaşanan bu kayıp, hayatının son dönemini de derinden etkiledi. 17 Haziran 1961'de Edirnekapı Mezarlığı'na defnedildi. Atatürk Ansiklopedisi+1

Geride ise yalnızca romanlar bırakmadı.

Gazete yazıları, hikâyeler, düşünce eserleri, polemikler ve farklı türlerde çok sayıda çalışma bıraktı.

Bugün onu okurken bir taraftan Cumhuriyet döneminin kültürel tartışmalarını, diğer taraftan insan psikolojisinin değişmeyen taraflarını görebiliyoruz.

Belki de bu yüzden Safa'nın romanları tamamen “eski zaman hikâyesi” olarak kalmıyor.

Çünkü insanın temel problemleri çok değişmiyor.

Kendimizi kim olarak görüyoruz?

Başkalarının bizi nasıl gördüğünü ne kadar önemsiyoruz?

Modernleşirken neyi kaybediyoruz?

İlişkilerimizde ne kadar samimiyiz?

Akıl ile duygu arasında nasıl denge kuruyoruz?

Yalnız kaldığımızda gerçekten kendimizle baş başa kalabiliyor muyuz?

Ve belki en önemlisi:

İnsan, kendi içindeki çelişkileri çözmeden dış dünyadaki bütün sorunları çözebilir mi?

Peyami Safa'nın edebiyatını ilginç kılan şey, bu sorulara kolay cevaplar vermemesi.

Çünkü insanı insan yapan biraz da çelişkileri.

Bir gün son derece mantıklı davranıp ertesi gün tamamen duygusal bir karar verebiliriz. Bir konuda stratejik düşünüp başka bir konuda yalnızca kalbimizin sesini dinleyebiliriz. Erkek ya da kadın olmamızdan bağımsız olarak hepimizin içinde hesap yapan, seven, korkan, planlayan, kırılan ve yeniden başlayan farklı taraflar var.

Belki Peyami Safa'yı bugün hâlâ ilginç kılan asıl şey de bu.

O, insanı tek cümleyle açıklamaya çalışmıyor.

İnsanı biraz daha uzun süre düşündürüyor.

Ve açıkçası bazı yazarların en büyük başarısı da tam olarak budur: Kitabı kapattıktan sonra hikâyenin bitmemesi.
 
Üst