Diş anestezi sinire denk gelirse ne olur ?

Defne

New member
Diş Anestezisi Sinire Denk Gelirse Ne Olur? İğnenin Sinire Teması Gerçekten Kalıcı Hasar Yapar mı?

Diş hekiminde lokal anestezi yapılırken iğnenin bir anda elektrik çarpar gibi hissettirmesi, ardından dudak, dil veya çenede uyuşukluğun beklenenden uzun sürmesi insanın aklına ister istemez aynı soruyu getiriyor: “İğne sinire mi geldi?” Bu soruyu yalnızca internet forumlarında değil, bilimsel literatürde de karşılığı olan gerçek bir komplikasyon başlığı olarak değerlendirmek gerekiyor. Ancak burada önemli bir ayrım var: Anestezi sırasında sinire yakınlaşmak, sinire temas etmek ve sinirde kalıcı hasar oluşturmak aynı şey değildir.

Konuyu biraz araştırınca, dental anestezi komplikasyonlarının sanıldığından daha karmaşık olduğu görülüyor. Özellikle mandibular sinir bloğunda inferior alveolar sinir ve lingual sinir etkilenebiliyor. 2022 tarihli sistematik bir derleme, bu tür sinir hasarlarının nadir olduğunu ve olası mekanizmalar arasında iğnenin doğrudan mekanik travması, lokal anesteziklerin nörotoksik etkileri veya bu iki mekanizmanın birlikte bulunmasının değerlendirildiğini bildiriyor.

Dolayısıyla mesele “iğne sinire değdi mi, değmedi mi?” sorusundan daha geniş.

Önce anatomiyi anlamak gerekiyor: Diş hekimi hangi sinirin yanına enjeksiyon yapıyor?

Özellikle alt çenede uygulanan inferior alveolar sinir bloğunda amaç, sinirin kendisini delmek değil, sinirin mandibular kanala girmeden önce bulunduğu bölgeye lokal anestezik ulaştırarak sinir iletimini geçici olarak durdurmaktır.

Bu anatomik bölgenin özelliği, sinirin çevredeki dokuların içinde nispeten hassas bir konumda bulunmasıdır. İğnenin ideal pozisyonu sinirin içine girmek değildir; anestezik solüsyon sinirin çevresine bırakılır. Dolayısıyla hastanın enjeksiyon sırasında kısa süreli, elektriklenmeye benzer bir his yaşaması otomatik olarak “sinir kesildi” anlamına gelmez.

Tam tersine, böyle bir elektriklenme hissi hekime iğnenin sinire çok yaklaştığı konusunda klinik bir ipucu sağlayabilir. Buradaki kritik nokta, iğnenin sinir dokusunun içine ilerletilmesi ve bunun sonucunda oluşabilecek mekanik travmanın derecesidir.

Bilimsel literatürde dental parestezi; uyuşma, karıncalanma, yanma, his azalması veya anormal duyular şeklinde ortaya çıkabilen bir nörosensoryal bozukluk olarak ele alınıyor. Bunun nedeninin yalnızca enjeksiyon olmadığı da özellikle vurgulanıyor. Cerrahi işlemin kendisi, anatomik varyasyonlar ve farklı tedavi faktörleri de rol oynayabiliyor.

Sinire denk gelirse gerçekten ne olabilir?

Olasılıkları basitten daha ciddi olana doğru düşünmek daha doğru.

İlk ihtimal, yalnızca geçici bir irritasyondur. İğne sinire çok yaklaşmış olabilir ve kısa süreli elektriklenme meydana gelebilir. Sinirde kalıcı yapısal hasar oluşmadan hasta normal duyusuna dönebilir.

İkinci ihtimal, sinirin mekanik olarak travmatize olmasıdır. İğnenin doğrudan sinir liflerine zarar vermesi veya çevresindeki dokularda travma oluşturması, enjeksiyon sonrasında normalden uzun süren uyuşukluk ya da paresteziye yol açabilir.

Üçüncü mekanizma lokal anesteziğin kendisinin sinir üzerindeki etkisidir. Lokal anesteziklerin temel amacı zaten sinir hücrelerinin elektriksel iletimini geçici olarak engellemektir. Ancak yüksek lokal konsantrasyonların sinir dokusu üzerinde toksik etkiler oluşturabileceği konusunda deneysel ve klinik literatür bulunmaktadır. 2020 tarihli bir derleme, klinik olarak kullanılan konsantrasyonlarda bile lokal anesteziklerin nörotoksik etkilerinin araştırıldığını, ancak mekanizmanın tamamen açıklığa kavuşmadığını belirtiyor.

Burada önemli bir nüans var: “Lokal anestezik nörotoksiktir” demek, normal dental anestezinin sinire zarar vereceği anlamına gelmez. Doz, konsantrasyon, enjeksiyon bölgesi, uygulama tekniği ve hastaya ait faktörler birlikte değerlendirilmelidir.

Uyuşukluk ne kadar sürerse şüphelenmek gerekir?

Anestezinin etkisinin geçmesi kullanılan ilaç, doz, uygulama bölgesi ve kişisel özelliklere göre değişebilir. Bu nedenle yalnızca “kaç saat geçti?” sorusuyla sinir hasarı teşhisi konulamaz.

Daha anlamlı olan, uyuşukluğun beklenen süreyi aşmasına ek olarak duyunun nasıl değiştiğidir.

Örneğin:

• Dudak veya dilde normal uyuşukluğun giderek azalması genellikle daha rahatlatıcıdır.

• Uyuşukluğun yerine karıncalanma ve his dönüşünün başlaması iyileşme sürecinin işareti olabilir.

• Belirgin yanma, elektrik çarpması benzeri ağrı, dokunmaya aşırı duyarlılık veya duyunun uzun süre hiç değişmemesi daha dikkatli değerlendirme gerektirebilir.

• Özellikle enjeksiyon yapılan bölgede değil, ilgili sinirin duyusal alanında devam eden belirgin duyu kaybı klinik değerlendirmeyi hak eder.

Kalıcı sinir hasarı ise çok daha farklı bir tablodur. Eski literatürde inferior alveolar sinir bloğu sonrasında kalıcı sinir etkilenmesinin yaklaşık 1/20.000 ile 1/850.000 arasında bildirildiği görülüyor; ancak bu rakamların çalışma yöntemleri ve veri toplama biçimleri nedeniyle kesin bir “kişisel risk oranı” gibi yorumlanmaması gerekiyor.

2011 tarihli bir çalışmada uzun süreli mandibular ve lingual sinir anestezisi için yaklaşık 1/27.415 gibi bir tahmin verilmiş, fakat araştırmacılar güven aralığının geniş olduğunu ve komplikasyonun hastalar açısından ciddi psikolojik sıkıntı yaratabildiğini belirtmiştir.

Bu nedenle internette karşılaşılan tek bir oran üzerinden “benim başıma kesin şu gelir” şeklinde sonuç çıkarmak bilimsel açıdan doğru değildir.

Peki sinir hasarı kalıcı olabilir mi?

Evet, ancak bu çok nadir bir komplikasyondur.

Bilimsel açıdan burada “kalıcı” kelimesinin de dikkatli kullanılması gerekir. Sinir hasarlarının iyileşme kapasitesi vardır ve duyusal fonksiyon zaman içinde kısmen veya tamamen geri dönebilir. Dolayısıyla erken dönemde ortaya çıkan paresteziyi doğrudan kalıcı hasar olarak nitelendirmek doğru değildir.

Pogrel'in inferior alveolar sinir blokları üzerine yaptığı değerlendirmede kalıcı sinir etkilenmesinin farklı lokal anesteziklerle ortaya çıkabildiği bildirilmiştir. Bu da problemin yalnızca tek bir ilaca indirgenemeyeceğini düşündürüyor.

Burada araştırmacıların kullandığı yöntem de önemli. Klinik çalışmalarda hastaların duyusal durumları takip ediliyor, hangi sinirin etkilendiği değerlendiriliyor ve vakalar geriye dönük olarak incelenebiliyor. Ancak nadir komplikasyonlarda en büyük sorunlardan biri örneklem büyüklüğünün düşük olması. Bir komplikasyon yüz binlerce enjeksiyonda yalnızca birkaç kez görülüyorsa, tek bir merkezin verisi gerçek riski kesin biçimde belirlemeye yetmeyebilir.

Bu yüzden sistematik derlemeler önem kazanıyor.

2022 tarihli sistematik derlemede araştırmacılar PubMed, Cochrane Library, Web of Science, Scopus ve CINAHL gibi büyük veri tabanlarını taramış, başlangıçta 131 makale belirlemiş ve önceden belirlenen uygunluk kriterlerinden sonra 15 çalışmayı değerlendirmeye almışlardır.

Bu araştırma yöntemi bize önemli bir bilimsel ders veriyor: Tek bir vaka raporu “bu ilaç kesin sinir hasarı yapıyor” sonucunu kanıtlamaz. Çok sayıda çalışmanın birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Artikain mi lidokain mi daha tehlikeli?

Bu konu yıllardır tartışılıyor.

Özellikle %4 artikain ile %2 lidokain karşılaştırması dikkat çekmiş durumda. 2019 tarihli bir mini sistematik derlemede biri çift kör randomize kontrollü çalışma olmak üzere yedi çalışma değerlendirilmiş. Çalışmaların bir bölümü artikainin daha fazla sinir hasarı riski taşıdığını göstermemiş, bazı retrospektif çalışmalar ise dikkatli olunması gerektiğini ileri sürmüş. Ancak derlemenin sonucu, artikainin lidokainden daha fazla sinir hasarına yol açtığını kesin biçimde gösteren kanıt bulunmadığı yönünde.
 
Üst